bir roman kahramanının doğumu

bir maymuna benziyorum diye düşündü. aynaya değen burnunu geri çekerken, kollarını biraz daha yere doğru uzatarak, dizlerini kırdı. “evet,” dedi. “bir goril olmalıymışım ben. ” yukarı kaldırdığı elleriyle göğsünü yumruklayıp böğürdü ardarda. iyice kendinden geçip odada sıçramaya başladığında, aynadaki goril silindi birden. çıplak vücudu odanın boşluğuna kaldı. utanmıyordu ya, sıkılmıştı biraz.

tekrar yaklaştı aynaya. bir daha göğsünü yumrukladı ve “yedi” diye haykırdı. bu ormanın en uzağa işeyen gorili benim. hepinizin üzerine işeyip, liderliğimi kanıtladım defalarca.”

dudakları geniş bir kavisle yüzünü, kahkahası odayı kapladı. haka dansı yaparak dolaba yöneldi. bir tişört çekti üst raftan. tercih etmesine gerek yoktu. yarısı siyahtı tişörtlerinin, bu raftakilerin tümü. kotunu geçirdi bacaklarına. çıktı odadan. köşede  onu izleyen kedisi kafasını yana eğerek ardından baktı. bir şangırtı koptu mutfaktan. kedi kalktı, ne olduğunu anlamak üzere mutfağa doğru seğirtirken, sürtündüğü perdeden içeri gün ışığı girdi. perdenin dalgalandırdığı ışık, varlık savaşını kaybetti perde karşısında.

yedi, doğumunu kutlamaya hazırlanıyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir