Gaspar Han: Atsız Süvari

El- Bidaye

I.

O vakit ki Rum iline yakın yörelerde Konstantinapol’e gaza düzenlenir,  yüce yaratanın izniyle peygamberinin övdüğü kumandan olma gayesine gazi düşen yiğitlerin kaynatılmış deri zırhlarıyla boy gösterdiği er meydanlarından cihada yürüyen oğlanların hızlı gidenleri ne hal ise geri dönmezdi. Söylentiye göre bu evlad-ı etrağın çoğu birbiri ardına şehit düşer,  bir kısmı çatışma izni olmadığı için çaresiz gavur ilinde dar-ül harp bilip, bir kısım Frenk kızını seve seve islam idüp, otağ kurardı.

Rum iline cihada evlad-ı etrak kalmaz diye hane başı en az üç çocuk teyakkuzuna geçilmesi üzere yüce hakan buyruğu çıkacaktı ki,  bir deli oğlan vasıl oldu, geldi. Ak tolgaları başlarında beylerbeyleri ile güreşip, tüm bilekleri büktü de el öpmedi. “Ne önümde eğilsin beyler ağalar, ne aman versin gavur delikanlılar” diyerek narayı bastı, ak küheylanının sırtında garba uzaklaştı.

Continue reading “Gaspar Han: Atsız Süvari”

poğaça güzelleme

ifadenin içeriğinden çok, biçem de belirleyebilir anlaşmayı. aynı ifade çok farklı biçemlerle de aktarılabilir.

örneklem no:1 (poğaça güzelleme)

divan edebiyatı:


isteye şu poğaçayı aşkile nâlan olup
sebâha ermeye ol aşk mâni olur

toplumcu gerçekçi: 

Continue reading “poğaça güzelleme”

.

.

sürekli titreyen nebîm

sol elim.

d-n-m

ses ve biçem üzerine d-n-m

neden neden diye sorar durur 
gözleri yaşlı yaşmaklı kadın 
yaşını başını almış o tavırla 
yaşımız geçti dünyayı kurtarmaya: 
yaş bir ağacın serseri dalı değil 
yaşamın kuytu köşelerinden çıkmış, 
ununu eleğini asmış adamlarız artık. 
yaşananlara hayretle bakıp 
küfürler sallarız anca…

vakta ki…

vakta ki, güzel yaşadık, güzeli;
pek çokları öldü,
kayıp bir sabah ayazında çatışarak sevdayla.
şehadet o gün, bugünden başka güzeldi
güzel başka güzeldi
şimdi ölüm de çok çeşitlendi…