baktıkça istikbalime…

Kemani Serkis Efendi (d.1885 Üsküdar – ö.1944, Paris)

kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime
perde-i zulmet çekilmiş korkarım ikbalime
titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime

bana bir öpücük ver bebek

-dikkat hayal var!

 

şöyle bir sekans düşünelim; dışarda lapa lapa kar yağıyor. pencerenin önünde bir ikili koltuk, üstünde iki sevgili, dizlerinde bir battaniye, karşılarında bir televizyon, ellerinde kahveleri; gün boyu sinema keyfi. fonda theme song giriyor:

çikolata renkli müzikal deha, trompetin sevimli yüzlü delisi sevgili louis’den duygularımıza tercüman olması dileğiyle…

bir öpücük hayatım, bir rüya yaratmak için…

 


Continue reading “bana bir öpücük ver bebek”

come wander with me

çaresizliğin somut biçimi. biçimin anlamsız yargısı… her şey öyle olabileceği gibi, “öyle” olmayabilir de. bilinç son noktada ilginç bir şey işte.  paralel evren teorisi; bir garip çaresiz bilim adamının cennet tasviri olabileceği gibi -ki öyle düşünmek içten içe mutsuz edebilir kimseyi- tam tersine bir başka gerçeğin eşiğinde olduğumuz söylencesine de ışık tutabilir.

ama bir teori, eninde sonunda bir teoridir işte… söylediğimiz herşeyin gerçeklik üzerinde bir karşılığı olması gerekli değil. düşlerimiz gibi, onlar da yalnızca bir imgeye karşılık gelebilir. ama düşler tehlikelidir. gerçek olma ihtimali barındırırlar çünkü.

Continue reading “come wander with me”

bazen…

bazen herşey öyle üst üste gelir. aslında iki şarkıyı ard arda koymamak gibi bir presip edinilmiştir örneğin. ama bazen herşey öyle üst üste gelir. aslında… bazen…

aslında…

bazen…

böyle çatışırlar kendi aralarında ben ve beni…

sırf bu yüzden; aslında bazen yapılmaması gerekeni de yapar barbar. çevirmiyorum ama bu sefer. arifân anlar nasıl olsa… anlamayan da var ya. aslında… bazen…

the world is anything that was…

thismess

Continue reading “bazen…”