come wander with me

çaresizliğin somut biçimi. biçimin anlamsız yargısı… her şey öyle olabileceği gibi, “öyle” olmayabilir de. bilinç son noktada ilginç bir şey işte.  paralel evren teorisi; bir garip çaresiz bilim adamının cennet tasviri olabileceği gibi -ki öyle düşünmek içten içe mutsuz edebilir kimseyi- tam tersine bir başka gerçeğin eşiğinde olduğumuz söylencesine de ışık tutabilir.

ama bir teori, eninde sonunda bir teoridir işte… söylediğimiz herşeyin gerçeklik üzerinde bir karşılığı olması gerekli değil. düşlerimiz gibi, onlar da yalnızca bir imgeye karşılık gelebilir. ama düşler tehlikelidir. gerçek olma ihtimali barındırırlar çünkü.

özetle, saçmalamak ve anlaşılmamak isteyen, özünde kendini anlamıyor ve sadece saçmalıyor da olabilir. kanla ve özdeyişlerle yazanın, okunmak değil ezberlenmek istemesi gibi… (bkz. Nietzsche’nin bizatihi kendi güç istenci)

bazen öyle korkunç bir istekte bulunur ki insan, ilginç bir öykü bile kulak kabartır anlattıklarına…

tam o anda ses yiter. söylenebilecek tüm sözcükler paramparça olur. ve anneke girer odaya. sadece derdini anlatmaya yetecek gibi duran kırık dökük ingilizce cümleleriyle:

gel gez benimle…

çeviriyle falan uğraşabilecek hâl kalmadı…

(Kişisel izdüşüm: Bu blog inanması zor da olsa, Anneke’nin ya da Agua’nın fan sitesi falan değildir)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir