çürük

Davut demişti ki*, “Çürümek ya da daha doğrusu çürük olmak nedir bilmiyoruz”

ben de diyorum ki, doğduğumuz gün çürümeye başlıyoruz. davut’un bahsettiği gibi gözle görülür değil tabi. hani dünyaya geldiğimizde küçük beynimize yüklenenlerden yola çıkarak…

yani 0 (yazıyla sıfır) ile başlayıp, hayatta kazanacağımız puan ve ek bonuslarla yüze tamamlayamıyoruz kendimizi. 100 (yazıyla 100) puan veriliyor elimize, biz de ordan yiyoruz. belki eksilenleri kapatabilmek için bazı bonuslar var.

ama çürüme doğumla başlıyor insanda. Garip, ellerinde kanla doğan bu pençesiz mahlukatın, adının ‘unutan’ olması, tarihinin açmazına da ışık tutuyor. Gittikçe çürüyor, hatta çürütüyor neslini. Nietzsche’nin bu noktada işe yarar bir söylemi var:  “İnsan dışında, bilinçli olarak kendine zarar verecek bir eylemi gerçekleştiren başka bir mahlukat yoktur.” (fi ma kal ev kemkal)

işte budur diyeceğim. (ya da böyle buyurdu barbar…)

öyleyse ‘insan’lığımızın gereğini yapalım hadi: bi sigara içelim…

Leave a Comment.