goner


Gün batımına doğru ilerleyen kahramanı çekici kılan iki öğe vardır.

ilki o ufka doğru uzaklaşırken, ufuğun da ondan uzaklaşmasıdır.

ikincisi, ters ışık.ilki bize, gidilenle gidenin ulaşılmazlığı üzerine bir fikir verir. Giden, varılamayacak bir hedefe gitmektedir. Vuslat vâki değildir. Ufka doğru yol tutmak, son kertede başa dönecek lakin kat’a tamama ermeyecek bir sevdanın göstergesidir.

ikincisi; ters ışık, bize iki ayrı durum üzerinden dokunur. Ufuk parlak, protagonist karanlıktır. Belirleyiciliğinden vazgeçmiş, kendini nitel manada kısmen silen aydınlığa ilerlemektedir. Kendi belirginliğinden ödün vererek belirleyici olana hareket etmektedir.

Belleğimizin derinlerinde, kendini silmek pahasına, asla ulaşamayacağı bir yüceliğe seyreder kahramanımız…

Peki bizim için bu duygu neden önemli? Kendini yüce bir amaç uğruna feda etmek? Asla varılamayacak, gerçekçilikten uzak bir vuslata baş koymak?..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir