Gaspar Han: Atsız Süvari

El- Bidaye

Ömeros’tan çeviri

I.

Vakta ki Rum iline yakın yörelerde Konstantinapol’e gaza düzenlenir,  yüce yaratanın izniyle peygamberinin övdüğü kumandan olma gayesine gazi düşen yiğitlerin kaynatılmış deri zırhlarıyla boy gösterdiği er meydanlarından cihada yürüyen oğlanların tiz gidenleri ne hal ise geri dönmezdi. Hikayet olur ki, bu Evlad-ı Etrakın çoğu birbiri ardına şehit düşer,  bir kısmı cenk izni olmadığı için çaresiz gavur ilinde dar-ül harp bilip, bir kısım Frenk kızını seve seve İslam idüp, otağ kurardı.

Rum iline cihada Evlad-ı Etrak kalmaz diye hane başı en az üç çocuk teyakkuzuna geçilmesi üzere yüce hakan buyruğu çıkacaktı ki,  bir deli oğlan vasıl oldu, geldi. Ak tolgaları başlarında beylerbeyleri ile güreşip, tüm bilekleri büktü de el öpmedi. “Ne önümde eğilsin beyler ağalar, ne aman versin gavur haspalar” diyerek narayı bastı, ak küheylanının sırtında garba uzaklaştı.

Continue reading