We have just lost cabin pressure.

pek çok şeyle suçlanabilir. en çok da o vazgeçmiştir halbuki.

öyle ki, kendinden b i l e  g e ç m i ş t i r

oysa huzurlu bir uykuaya hasret gözleri hep aynı resmi çizmeye devam etmektedir.

bir biçimi değil, bir duyguyu istemektedir. o aynı kokuyu arayarak, aynı hissi teninde.

adrenalin başına düşen serotonin oranını sorgulayarak.

mut yok, köpekler parçaladı onu gece yarıları aç karınlarının buyruğuna yenilerek.

barış güzel bir düştü rahat bir nefes arayarak çatışma ortasında. fakat barış güçlünün güçlülüğünü kabul ettirmesi ya…

“biz yemek yemiyoruz
adam olmuyoruz
uyku uyumuyoruz
insanlığımzdan kuvvetlice uzaklaşıyoruz” diyor pada.

insanın bir yüceli olmasından daha güzeli, 3 yüceli olması bu arada.

kaybedilecek ne varsa saklamalı artık hava almayan bir kapta. öyle orta yere bırakılmamalı bir ceset bile.

hayıflanacak ne kaldı, kime? kaçacak yer yok dünya üstünde.

bir kedi ne anlatabilir insana?

neyi belirtir ya da gösterir dünya üstünde. ve elinden geleni yapsan da kurtarmaya. yine de…

bazen sonsuz bir uyku çözer düğümü, üfleyerek kulağımıza dingin meşalesinden zamanın. biz savurgan ruh kutuları, elimizden hiç bir şey gelmeden kalakalırız. bir kedi ne anlamlar kurabilir, zihnimizde bıraktığı ısırığı. bir kedinin ölümü tüm dünyayı ani ve derinden sarsarak, kimse farketmeden değiştirebilir bütün olanları…

arkasından dökülen yaşlar da cabası. yazık kediye, insan gibi insana ve bize…

andolsun, ziyandayız biz yine…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir